Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

 
   
‘Başbakan değil Başçalan’
Tarih : 2014.01.14  22:16:28
CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: "Hala ben mağdurum da mağdurum diyorsun" dedi.

ELBE EXPRESS/HABER MERKEZI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Bana darbe yapıldı" dediğini ifade ederek, "Yeter artık bu mağdur edebiyatı, kabak tadı verdi artık, yeter artık" derken, "Ama bu ülkede bir başçalan var yani başbakan değil, başçalan. Hiç boşuna milleti kandırmasın, bize karşı darbe yapıldı, biz mağduruz edebiyatı da yetti artık. Sen kardeşim bu ülkede yolsuzluklar konusunda çete reisisin ve ustasın. Kimse senin eline su dökemez" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Demokrat Parti'den CHP'ye katılanlara rozetlerini taktı.

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kamyonculara seslenerek, "Mazot fiyatı yüksekse devletin soyulmasından kaynaklanıyor. 30 Mart, sandığa gideceğiz. Haramilerin iktidarını sandıkta yıkacağız" dedi.

 

-BAŞBAKAN'A "DARBE" YANITI- 

Konuşmasında 17 Aralık operasyonuna işaret eden CHP lideri özetle şunları söyledi:
"17 Aralık 2013'te önemli bir gerçek ortaya çıktı. Türkiye Cumhuriyeti Devletini Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin soyduğu çıktığı ortaya. Devleti hükümet soyuyor.
Bugün diyor ki '17 Aralık darbedir, bu darbe 60 darbesinden, 70 darbesinden, 80 darbesinden çok daha önemli bir darbedir' diyor. Lafa bak lafa...O dönem idamlar oldu, insanlar öldürüldü, insanlar siyasi lince uğratıldı. Nasıl oluyor da sen bu hareketi o hareketle kıyaslıyorsun. Nedeni şu; hortumlar kesildi ya...Hortumlar kesildi. Ortada bir darbe falan yok. Kimsenin darbe yaptığı falan da yok. Yolsuzluklar ortaya çıktı mı, çıkmadı mı? Adam gibi sana soru sorduk. Adam gibi cevap bekliyoruz senden. O Banka Genel Müdürünün ayakkabı kutusuna 4.5 milyon doları darbeciler mi koydu? Malı götüreceksin, sıkışınca 'darbe yapıldı bana' diyeceksin. Yaa kardeşim senin 4 bakanın darbeci miydi? Bunlar malı götürüyorlar. Ülkeyi soyuyorlar. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorlar. 'Bana darbe yapıldı' diyor. Gene mağdur edebiyatı...'Ben mağdurum efendim' diyor. 'Bana karşı darbe yapıldı' diyor.

 

-"YETER ARTIK BU MAĞDUR EDEBİYATI, KABAK TADI VERDİ"- 

Yeter artık bu mağdur edebiyatı, kabak tadı verdi artık, yeter artık. Hapse girdin kardeşim, eyvallah, mağdur oldu, senin mağduriyetini gidermek için anayasayı değiştirdik. Siirt'ten milletvekili oldun, geldin Başbakan oldun. Hala ben mağdurum da mağdurum...Yeter artık ya, yeter artık...
Hapisten çıktı, başbakan oldu, gitti bir şirket kurdu. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı başbakanlık koltuğundayken gidip şirket kuruyor. Ne için? Mağdur ya, mağduriyetini gidermek için. Böyle bir mağduriyet mi olur? Sonra Başbakanlık'tan aldığı maaş yetmiyor. Gitti, Schröder'e, 2004'te...Sordum, diyor sen kaç lira maaş alıyorsun. Schröder demiş ki 'ben 15 bin Euro alıyorum'. Benim ki 3 bin Euro diyor, ben mağdurum diyor. Bu haberi okuduğum gün bütçe görüşmeleri vardı. Sayın Başbakan'ın aylığını artırın, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın benim aylığım düşüktür diye şikayet etmeye hakkı yoktur, bunu söyledim."

 

-"YAA SEN MAĞDURSUN DA BU 9.5 MİLYON EMEKLİ MAĞDUR DEĞİL Mİ?"- 

"Ayda 10 bin lira para alıyorsun, emekli aylığı alıyorsun, bir tane uçak yetmedi, ikinci uçağı aldın, ev kirasını vermiyorsun, dolmuş taksi parası vermiyorsun, nereye gidersen devletin imkanıyla gidiyorsun" diyen Kılıçdaroğlu, "Yaa sen mağdursun da bu 9.5 milyon emekli mağdur değil mi? Emeklilere sesleniyorum. Maaşımız düşüktür diyorsunuz. Bakın mağduriyet edebiyatı hala bitmedi, bu demek ki aylıklarınız daha kesilecek.
Ben mağdurum diyor. Böyle mağduriyet mi olur. Bakan, 700 bin liralık kol saati alıyor, o mağdur ama çocuğunun cebine okula giderken harçlık koyamayan baba mağdur değil.

 

 -"BU ÜLKEDE BİR BAŞÇALAN VAR"-

17 Aralık çok önemli. Türk Lirasına çevirdik 247 milyar. Dediler ki, hükümet sözcüsü bu çok afaki bir rakam. Yolsuzluk yok demiyor, afaki diyor. Ama bu ülkede bir başçalan var yani başbakan değil, başçalan. Eğer afaki ise kardeşim sen çıkarsın rakamı açıklarsın, biz de öğreniriz. En iyi rakamı kim bilir, çalan adam bilir.
Hüsnü Mübarek'i bilirsiniz değil mi, Mısır Devlet Başkanı. Götürdüğü mal 55 milyar dolar. Bunların ki ne kadar 85 milyar Avro. Orada bir kişi, bunlar kolektif götürmüş. Ve mağdur edebiyatı yapıyorlar. 85 milyar Avro, bari mağduriyet edebiyatı yapma, millet ile alay etmeyin, yeter artık.
247 milyar...Nasıl alınır. Herhalde bir kişi tek başına 247 milyarı götüremez. Nasıl götürecekler, devletin içinde bir paralel yapı gerekiyor, ona göre bürokrat gerekiyor, ona görev savcı gerekiyor, ona göre hakim gerekiyor, ona göre işadamı gerekiyor, o işadamlarına ne diyor, hayırsever işadamı diyor. Hayırsever işadamı bakana 700 bin liralık kol saati veriyor. Ne kadar hayırsever bir işadamı. O işadamı demiyor bu ülkede binlerce çocuk var yatağa aç giriyor, ben onlara yardım edeyim demiyor" dedi.

 

-"700 BİN LİRAYA KOL SAATİ Mİ OLUR, VALLAHİ OLUYOR, BEN DE BİLMİYORDUM AMA SORDUK, OLUYOR"- 

Kılıçdaroğlu, "Siyasetçinin olmadığı yerde yolsuzluk olur mu? Olmaz" ifadesine vurgu yaparak, "Burnundan getirirler adamın" dedi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Devletin içinde bir çete var, o çete yolsuzlukları yapıyor. Kimse kusura bakmasın, darbe oldu, biz mağdur olduk, bu edebiyatı bırakın. Ülke soyuluyor, 76 milyon yurttaşın cebinden çıkan her kuruş verginin hesabını sormak benim boynumun borcudur.
700 bin liralık kol saati aldılar, mağdurlar. 700 bin liralık kol saati dediğimiz zaman vatandaş diyor ki, 700 bin liraya kol saati mi olur, vallahi oluyor, ben de bilmiyordum ama sorduk, oluyor, fotoğrafı çekilmiş, nereden alındığı belli...


700 bin liralık kol saati nedir biliyor musunuz 10 tane apartman dairesi demektir. Kira ödeyenlere söylüyorum. 10 apartman dairesini bakanın koluna takıyorlar. Ne diye, bakan mağdur olsun diye, bakan mağdur.

 

-"SEN KARDEŞİM BU ÜLKEDE YOLSUZLUKLAR KONUSUNDA ÇETE REİSİSİN VE USTASIN"- 

Peki bu çetenin reisi kim? Çetenin reisini zaten çetelerden birisi çete üyelerinden birisi açıkladı. Diyor ki, başbakan talimatı verdi, ben gereğini yaptım diyor. Hiç boşuna milleti kandırmasın, bize karşı darbe yapıldı, biz mağduruz edebiyatı da yetti artık. Sen kardeşim bu ülkede yolsuzluklar konusunda çete reisisin ve ustasın. Kimse senin eline su dökemez."

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'ın bir korkusu var. Mağdur edebiyatı yapıyor, altında yatan şu; oğlum Bilal Erdoğan ifade vermesin. Yırtık ayakkabıyla siyasete girip dünyanın en zengin başbakanlarından biri olacaksın. Hala sıkılmadan bize darbe yapıldı diyeceksin, yeter artık, bu milletin ahı tuttu, ahı tuttu" diye konuştu.

 

-"DEVLETİN ORTAĞI VAR, O ORTAĞIN ADI DA RECEP TAYYİP ERDOĞAN"- 

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri, özetle şunları söyledi:
"Bunların bir bakanı var, devlet diyor şeri kabul etmez diyor yani ortak kabul etmez diyor. Bunu başındaki zata söylesene. Sayın Başbakan, sen bu devletin ortağı değilsin, sen bu devletin başbakanısın diye hatırlatsana. Adam kendisini devletin ortağı biliyor, parayı götürüyor, Sayıştay raporlarını getirmiyor, yolsuzluklar almış başını gidiyor, devlet ortak kabul etmez diyor, devletin ortağı var, o ortağın adı da Recep Tayyip Erdoğan, herkes bunu biliyor.

 

- "ERDOĞAN'IN BİR KORKUSU VAR, MAĞDUR EDEBİYATI YAPIYOR, ALTINDA YATAN ŞU; OĞLUM BİLAL ERDOĞAN İFADE VERMESİN"- 

Erdoğan'ın bir korkusu var. Mağdur edebiyatı yapıyor, altında yatan şu; oğlum Bilal Erdoğan ifade vermesin. Bizi dinleyen bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Çocuğu olan bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Çocuğu iş arayan bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Birisi yolsuzluk davası dolayısıyla rüşvet ve yolsuzluk dolayısıyla aranacak, aranan senin çocuğun ise alır, götürürler, ifadesini verir. Başbakan'ın çocuğu ise kimse onun ifadesini alamaz. Uzun süre saklandı. Baktık geçen gün babası ile beraber aynı arabaya bindi. Ne demek bu biliyor musunuz? Bu devlete meydan okumadır. Ey yargıçlar siz benim çocuğumu alamazsınız, ey polisler siz benim çocuğuma dokunamazsınız, ey savcılar siz benim çocuğumun ifadesini alamazsınız. Neden, çünkü 'benim çocuğum yolsuzluk da yapsa katliam da yapsa hırsızlık da yapsa rüşvet de verse rüşvet de alsa onun yaptığı meşrudur ve onun güvencesi benim' diyor.

 

-"BENİM GÖREVİM DE SENİ O YARGININ KARŞISINA ÇIKARMAK"- 

Onun çocuğunun sizin çocuğunuzdan farkı ne, özelliği ne? Onun temel bir özelliği var, rüşvet alma, bütün dünyanın teröre finans desteği veriyor diye damgaladığı, listeye aldığı bir adamla oturup sohbet etmek, ortaklık yapmak, onunla konuşmak, hepsinin belgesi ortaya kondu. Efendim 'bize darbe yapıldı'. Bu darbe 60 darbesinden de 70 darbesinden de 80 darbesinden de daha ağırdır, diyor. Daha ağır olduğu kesin. Senin bütün rüşvetlerinin ortaya çıkarıldığı kesin, sen bir yere kaçamazsın.
Sen diyorsun ki ben seçimlerde hesaplaşacağım. Demokratik bir ülkede rüşvet ve yolsuzluğa adı bulaşanların hesap verdiği yer, yargıdır. Benim görevim de seni o yargının karşısına çıkarmak.

 

-"BU MİLLETİN AHI TUTTU"- 

Ben size bir mağduriyet olayı anlatayım. Emine Akçay. Adana'da eşi bir yıl süredir iş arayan bir kadındı. Kıştı, evi soğuktu. Saç kurutma makinesini alıyor, prize takıyor, bununla ısın evladım diyor ve yan odaya geçip kendisini asıyor. İşte mağduriyet budur. Sen milyarları götüreceksin. Yırtık ayakkabıyla siyasete girip dünyanın en zengin başbakanlarından biri olacaksın. Hala sıkılmadan bize darbe yapıldı diyeceksin, yeter artık, bu milletin ahı tuttu, ahı tuttu...


Bizim bir aile sigortamız vardı. Kimseyi birisine muhtaç etmeyecektik. Hesabı yaptık. Bunların hortumladığı parayla aile sigortasına kaç lira verecektik, biliyor musunuz, 32 yıl bu para ödenebilecekti.
Biz siyaseti zenginleşme aracı olarak görmedik. Onlar kendilerini halk sanıp kendi ceplerini doldurdu, her taraftan kara para fışkırıyor, rezil oldular, yine milletin önüne çıkıyorlar. Rezil oldular, bakanlar istifa ediyor. Bu kadar yüzsüzlük pes yani...Kimsenin darbe yaptığı falan yok, yolsuzluklar ortaya çıktı, sen de panik içindesin.

 

-"ADALET BAKANI'NI TEK YETKİLİ YAPIYORLAR"- 

HSYK değiştireceğiz diyorlar. Ne olacak bütün hakimleri bütünüyle bakanın emrine verecekler. Adalet Bakanı'nı tek yetkili yapıyorlar. Teftiş Kurulunu doğrudan bakana bağlıyorlar.
Teftiş Kurulunu tehdit kurulu haline getiriyorlar.
Böyle hukuk mu olur? Böyle adalet mi oluyor? Tek direnen parti var; CHP.
Böyle bir düzenleme olur mu? Darbe yapıldı diyor bize. Sen şimdi yargıya darbe yapıyorsun. Yolsuzluk darbesi yapılıyor. Yönetmeliği değiştirdin. Önce hırsıza haber verilecek polis gitmeden önce. Yönetmeliği böyle yaptın sen. Hangi adaletten bahsediyorsun sen.

 

-"CHP İKTİDARINDA SÖZÜM SÖZ, NAMUS SÖZÜ"- 

Ne yapacağız...Seçimlere az kaldı. Sandığa giderken elimizi vicdanımızın üstüne koyacağız. Yolsuzluklardan şikayet mi ediyorsunuz, oyunuzun adresi belli; CHP.
CHP iktidarında sözüm söz, namus sözü, 5 kuruşun rüşvet alan rüşvet yiyen yolsuzluk yapana asla ve asla göz açtırmayacağım ve hesabını soracağım.
Güçler ayrılığı ilkesini çağdaş devletlerin öngördüğü standartlarında yeniden oluşturacağız.
CHP iktidarında Kesin Hesap Komisyonu kurulacak.
İlk 4 ay içinde Siyasi Ahlak Yasası çıkacak.

 

-"BALIK BAŞTAN KOKAR"- 

Kamu İhale mevzuatı değişecek.164 kez Kamu İhale mevzuatı değiştirildi, ne demek, 164 kez yolsuzluğa, hırsızlığa kapı aralandı demektir.
Kamu İhale Kurumu'nun içine bunlar çete yerleştirdi, nasıl Bakanlar Kurulu içine çete yerleştirdilerse, Kamu İhale Kurumunun içine de çete yerleştirdiler.

 

-"BAŞÇALAN"- 

Yolsuzlukla mücadelenin en temel koşulu şudur, balık baştan kokar. Sen düzgünsen, kimse yolsuzluk yapmaya cesaret edemez, ama sen götürüyorsan herkes götürür zaten. Geldiğimiz nokta odur. O götürüyorsa başçalan altındaki bakan da götürüyor, altındaki bürokrat götürüyor, altındaki işadamı götürüyor, hepsi götürüyor, mağdur olan kim, bu ülkenin vatandaşı.
Şimdi Emniyeti değiştirmek istiyorlar. Hırsızları koruma kurumu haline çevirmek istiyorlar.
Lahmacun yiyen polisi suçluyordu. Neden sen arama yapılırken lahmacun yedin. Ali İsmail Korkmaz Eskişehir'de sopalarla öldürüldü. Sen o polise bir şey yaptın mı? Katil olanlara asla ses çıkarmıyor. Yolsuzluğu soruşturan polis, lahmacun yemiş, onu sürüyor.

 

-" O DOSYAYI AÇMAK BENİM BOYNUMUN BORCUDUR"- 

Uludere, 34 yurttaşımız öldürüldü. Bakanlar Kurulunda senin talimatınla gittiler 34 yurttaşımızı öldürdüler, sen hesabını bile soramadın, dosyayı kapattın, o dosyayı açmak benim boynumun borcudur. Allah büyüktür, bunun hesabını vereceksin.

 

-"BİR MAĞDURİYET EDEBİYATIDIR GİDİYOR"- 

Bir mağduriyet edebiyatıdır gidiyor. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. Kendine bak, bir mağdur edebiyatı yapan Başbakan'a bak. Kendi çocuğuna bak, bir de mağdur edebiyatı yapan Başbakan'ın çocuğuna bak. Kendi oturduğun eve bak, bir de Başbakan'ın oturduğu eve bak. Onun çocukları dolar milyarderi oldu. Bunun kıyaslamasını yap. Şu soruyu sor, ben mi mağdurum, Recep Tayyip Erdoğan mı mağdur.

 

-"76 MİLYON İNSANI HORTUMLADILAR VE DİYORLAR Kİ BİZ MAĞDURUZ"-

Elini vicdanına koy ve öyle düşün. Darbeymiş, ne darbesi ya...Benim merak ettiğim soru şu; bunlar bu kadar paraya nasıl bu kadar tamah ediyorlar, nasıl doyacaklar bunlar, doyma sınırları da yok, 76 milyon insanı hortumladılar ve diyorlar ki biz mağduruz, pes vallahi pes, hayatımda bu kadar yüzsüzlüğü hiçbir yerde görmedim.

Soruyorlar, çocuğunuz gemi sahibi oldu, gemi değil diyor, gemicik diyor. Oy kullanan bütün vatandaşlarıma soruyorum, onun oğlunun gemicik sayısı 7'ye çıktı, senin oğlunun durumu nedir? Ama o hala mağdur. Hesabını sandıkta soracağız.

 

-"MAĞDUR OLAN BİRİSİ VARSA İLKER BAŞBUĞ'DUR MAĞDUR OLAN, SEN DEĞİLSİN"- 

Hapishanelerde binlerce masum insan var dedi. Daha düne kadar o insanlar hapse girsin diye savcılığını üstlendin. Bunlar darbeci, hapiste kalmaları gerekir dedin sen. Kardeşim masum insanlar hapiste yatıyor ise kendini bir sorgula bakalım, sen bu davaların savcılığını niye üstlendin? Hala mağdur edebiyatı yapıyor. Eğer bu ülkede mağdur olan birisi varsa İlker Başbuğ'dur mağdur olan, sen değilsin.

Kalkmış bir de mağduriyet edebiyatı yapıyor, sen kim mağduriyet kim, sen zalimsin, zulüm ediyorsun, sen mağrursun, sen millete tepeden bakıyorsun, 'biz milletin içinden geliyoruz' hadi canım sende, sen nerede, millet nerede. Millet aç, sefil perişan vaziyette sen milyarlarınla oynuyorsun."

@SÖZCÜ

Bu haber toplam 539 defa okunmuştur
                 
Siyaset
Elbe-Express
YAZARLAR
Mesut Sipahi
17 ARALIK OLMASAYDI....
ANKET
FOTO GALERİ
VİDEOLAR

Copyright © Elbe Express   
   
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player