Türkiye, bir yandan Priştine’de Kosova ile mevcut serbest ticaret çerçevesini hizmetleri de kapsayacak şekilde büyütmeye hazırlanırken, diğer yandan Avrupa Birliği ile ticari gündemini canlı tutmaya çalışıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın Kosova temaslarında öne çıkan mesaj, iki ülke arasında 2019’dan beri yürürlükte olan anlaşmanın “iyi işlediği” ve kapsamının genişletilmesi için resmi müzakere sürecinin başlatılmasının hedeflendiği oldu. Aynı dönemde, dış ekonomik ilişkiler kanadından gelen değerlendirmeler ise Türkiye’nin AB ile geniş hacimli dış ticaret ilişkisinde vize başta olmak üzere kronik başlıkların yeniden masaya geldiğini gösterdi. Küresel ölçekte ticaret politikalarının sertleştiği, pazar erişiminin ve gümrük düzenlemelerinin daha stratejik hale geldiği bir ortamda, Ankara’nın bir yandan Balkanlar’da alan açarken diğer yandan AB ile görüşmeleri sürdürmesi, dijitalleşen ekonomide tedarik zincirlerinden hizmet ihracatına uzanan geniş bir hatta etkiler yaratıyor.
Bolat Priştine’de Türkiye Kosova ticaret görüşmelerinde hizmetler gündemini öne çıkardı
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, resmi programı kapsamında Kosova’nın başkenti Priştine’de Kosova hükümet binasında, Kosova Sanayi, Girişimcilik, Ticaret ve İnovasyon Bakanı Mimoza Kusari-Lila tarafından karşılandı. İki ülke heyetleri toplantı yaptı ve ardından hükümet binasında iş insanlarının katılımıyla düzenlenen Türkiye-Kosova İş Yuvarlak Masa Toplantısı gerçekleştirildi.
Bolat, görüşmede iki ülke arasındaki serbest ticaret mekanizmasının işleyişinin ele alındığını ve mevcut çerçevenin olumlu seyrettiği konusunda mutabık kalındığını söyledi. Bakan, Türkiye ile Kosova arasındaki yıllık ticaret hacminin yaklaşık 1 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirterek, ticaretin yalnızca mal akışına sıkışmaması gerektiği mesajını verdi.
Bu kapsamda Ankara ile Priştine’nin, iki yıl önce kararlaştırılan Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi JETCO toplantısını yıl sonuna kadar toplama yönünde karar aldığı aktarıldı. Bolat, hedefin serbest ticaret düzenlemesini hizmetler sektörünü de kapsayacak şekilde genişletmek olduğunu vurgularken, resmi müzakereleri başlatacak bir protokolün imzalanmasına dönük niyeti dile getirdi. Mesaj netti: işbirliği derinleştikçe pazar erişimi de genişleyecek.

Türkiye Kosova anlaşma genişlemesi teknopark ve serbest bölge planlarıyla dijital ekonomiye bağlanıyor
Priştine’deki temaslarda dikkat çeken bir diğer hat, Kosova’nın yeni yatırım programlarıyla Türkiye’nin sahadaki deneyimini eşleştirme arayışı oldu. Bolat, Kosova’da finansal hizmetler, bankacılık sistemleri, enerji dağıtımı, havaalanı işletmeciliği ve bazı küçük ya da orta ölçekli üretim yatırımları alanlarında çok sayıda Türk yatırımı bulunduğunu hatırlattı.
Bakan, Kosova hükümetinin organize sanayi bölgeleri veya teknoparklar kurma ve bir serbest ticaret bölgesi işletme yönündeki programına katkı vermeye hazır olduklarını belirtti. Bu noktada, Türkiye’de sanayi bölgeleri ve teknoloji kümelenmeleri etrafında oluşan tedarik ağlarının, Kosova’nın nitelikli iş gücüyle birleşmesi halinde yeni bir hizmet ihracatı hattı doğabileceği konuşuluyor. Yazılım, iş süreçleri, yaratıcı endüstriler ve uzaktan hizmetler gibi alanlarda “hizmet ticareti” başlığının neden öne çıktığı da böylece somutlaşıyor.
Kusari-Lila da Kosova’nın Türkiye’ye ihracatında artış olduğunu, ancak ülkenin işlenmemiş veya yarı işlenmiş ürünlerden daha yüksek katma değerli ürünlere ve hizmetlere geçmeyi hedeflediğini söyledi. Teknoloji ve bilgi alanında hizmet ticaretindeki artışın olumlu sonuç verdiğini vurgulayan Kusari-Lila, mal ticaretinin ötesine geçen bir çerçevenin modern ekonomik gelişmelere uyum için gerekli olduğunu ifade etti. İki bakan, mevcut serbest ticaret düzenlemesine ek olarak hizmetlerde serbest ticaret başlığının müzakere edilmesi ve onaylanması konusunda uzlaştı; zemin, 2019’da yürürlüğe giren anlaşmaya dayanıyor.
Bu genişlemenin, Kosova’nın bölgesel pazar bağlantılarını güçlendirmesi beklenirken, Türkiye açısından da Balkanlar’da ticaret diplomasisinin dijital ve hizmet odaklı bir kanala taşınması anlamına geliyor. Bir sonraki adımın JETCO masasında çerçevenin teknik ayrıntılarına dönüşmesi bekleniyor.
DEİK toplantısında Türkiye Avrupa Birliği ticaret gündeminde vize ve gümrük başlıkları yeniden tartışıldı
Türkiye’nin AB ile ticari hattına ilişkin güncel değerlendirmeler ise Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) genel merkezinde düzenlenen basın buluşmasında dile getirildi. DEİK Başkanı Nail Olpak, küresel gündemin çok hızlı değiştiğini, özellikle ABD’de yönetim değişimi sonrasında ticaret savaşları tartışmalarının seyrinin öngörülmesini zorlaştırdığını anlattı. Olpak, bu belirsizliğin etki analizlerini bile “hangi açıklamaya göre” yapılacağı sorusuna bağladıklarını söyledi.
Olpak’ın verdiği rakama göre Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ikili ticaret hacmi 327 milyar dolar düzeyinde ve süreç genel olarak dengeli ilerliyor. Buna karşın iş dünyasının şikayetçi olduğu alanların bulunduğunu belirterek, klasik sorunların başında vize meselesinin geldiğini hatırlattı. Ayrıca AB ile yüksek seviyeli ekonomik diyalog toplantılarının askıda olduğu ve son dönemde AB’nin “diplomatik bir tavır” sergilediği değerlendirmesini paylaştı.
Toplantıda konuşan DEİK Türkiye Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise iş dünyasının “ticari diplomasi” rolüne işaret ederek, Türkiye-AB hattında yeni bir fırsat penceresinden söz etti. Yalçındağ, yakın zamanda İtalya’ya yapılan ziyarette yaklaşık 600 iş insanının katıldığı toplantılarda 40 milyar dolar hedefinin konuşulduğunu aktardı ve benzer temasların Almanya, Fransa ve İspanya gibi ülkelerle daha sık yapılması gerektiğini söyledi.
Yalçındağ ayrıca, AB ile Türkiye’nin birlikte büyük bir ekonomik ölçek ve nüfusu temsil ettiğini vurgulayarak, Avrupa’nın stratejik kararlarını yeniden şekillendirdiği bir dönemde Türkiye’nin masada yer almasının önemine dikkat çekti. Bu tartışma, pratikte gümrük süreçlerinden vize uygulamalarına, dış ticaretin dijitalleşen belgelerine kadar uzanan bir dizi başlığın, yalnızca siyasi değil doğrudan rekabet gücü meselesi haline geldiğini gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde, Priştine’deki hizmetler odaklı açılım ile AB hattındaki erişim sorunlarının aynı anda yönetilmesi, Türkiye’nin bölgesel tedarik ve hizmet ağlarındaki konumunu belirleyecek temel sınavlardan biri olacak.





