Kanada hükümeti, temiz enerji dönüşümünü hızlandırmayı hedefleyen yeni bir yatırım planı çerçevesini açıkladı. Plan; yenilenebilir enerji kapasitesinin büyütülmesi, şebeke altyapısının güçlendirilmesi ve sanayide karbon azaltımı odaklı teknolojilerin yaygınlaştırılması gibi başlıklara dayanıyor. Bu açıklama, küresel ölçekte sermayenin giderek daha fazla yeşil teknoloji alanına yöneldiği bir dönemde geldi; enerji arz güvenliği ile sürdürülebilirlik hedeflerini birlikte gözeten yeni bir enerji politikası arayışının parçası olarak okunuyor.
Aynı günlerde Ottawa’nın gündemi sadece iç yatırım iklimiyle sınırlı değildi. Türkiye’den Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kanada’daki temasları sırasında kamu şirketleri TPAO ve Eti Maden için Kanada’da yatırım ihtimalini açıkça dile getirdi. Bayraktar’ın mesajı, iki ülke arasında madencilikten nükleere uzanan daha geniş bir iş birliği başlığının da masada olduğunu gösterdi. Kanada’nın temiz ekonomi hamlesi, bu nedenle, yalnızca bir bütçe kalemi değil; aynı zamanda uluslararası ortaklıkların ve tedarik zinciri siyasetinin yeniden kurulduğu bir döneme işaret ediyor.
Kanada’nın temiz enerji yatırım planı yenilenebilir enerji ve şebekeyi öne çıkarıyor
Kanada’nın açıkladığı yeni çerçeve, elektrik sisteminde emisyonları düşürme hedefleriyle uyumlu biçimde yenilenebilir enerji projelerinin finansmanını ve ölçeklenmesini merkezine alıyor. Özellikle güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi gibi kaynakların devreye alınma hızını artırmak, aynı zamanda üretim artışının taşıyıcısı olacak iletim hatları ve esneklik yatırımlarıyla şebekeyi güçlendirmek amaçlanıyor.
Bu yaklaşımın arka planında, Kanada’nın son yıllarda temiz ekonomi teşviklerini genişletmesi bulunuyor. 2023 bütçesinde, PV-Tech’in aktardığı üzere, vergiye tabi kuruluşların güneş, pil depolama ve rüzgâr gibi teknolojilere yatırımlarında yüzde 30 iade edilebilir vergi kredisi onaylanmıştı. Yeni açıklanan plan, bu tür mekanizmaların daha uzun vadeli bir enerji politikası hattına bağlanması açısından kritik görülüyor.

Planın sektörel etkisi, yalnızca üretim kapasitesiyle sınırlı değil. Şebeke yatırımları, veri merkezleri ve elektrifikasyonla artan talep baskısı altında çalışan dijital ekonominin enerji maliyetlerini de doğrudan etkiliyor. Sonuçta, karbon azaltımı hedefleriyle uyumlu, öngörülebilir bir yatırım hattı; teknoloji şirketlerinden ağır sanayiye kadar geniş bir yelpazede planlama ufkunu uzatıyor.
Türkiye Kanada hattında TPAO ve Eti Maden için yatırım arayışı
Ottawa’nın temiz dönüşüm mesajlarının gölgesinde, Türkiye cephesinden gelen açıklamalar da dikkat çekti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kanada’da bir madencilik konferansına katılmak üzere yürüttüğü temaslar sırasında yaptığı yazılı açıklamada, TPAO ve Eti Madenin Kanada’da yatırım yapabileceğini belirterek “fırsatları ve alternatifleri aradıklarını” söyledi.
Bayraktar, iki ülke arasındaki ticaretin artırılabileceğini vurgularken, iş birliğinin yalnızca enerji üretimiyle sınırlı kalmayıp madencilikte de derinleşebileceğine işaret etti. Bu vurgu, kritik minerallerin batarya, rüzgâr türbini ve şebeke ekipmanı gibi yeşil teknoloji alanlarında stratejik hale geldiği bir dönemde önem kazanıyor. Nadir toprak elementleri, modern dijital altyapının donanım katmanında da belirleyici rol oynuyor.
Ankara’nın gündeminde, Eti Madenin işleteceği Beylikova nadir toprak elementi sahası için saflaştırma teknolojisi bulunuyor. Bu teknoloji ayağı kapsamında Kanada’nın da aralarında olduğu ülkelerle görüşmeler yürütüldüğünün daha önce kamuoyuna yansıması, olası ortaklıkların “ham madde” ile sınırlı kalmayıp katma değerli süreçlere uzanabileceğini gösteriyor. Bu da, iki ülke ilişkilerinde yeni bir endüstriyel iş bölümü ihtimalini güçlendiriyor.
Bayraktar’ın “Kanada ve Türkiye’nin üçüncü ülkelerde de iş birliği yapabileceği” yönündeki ifadesi, tedarik zinciri güvenliği ve finansman erişimi açısından yeni senaryoları gündeme taşıyor. Özellikle projelerin hem enerji güvenliği hem de sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu biçimde kurgulanması, bu tür iş birliklerinde belirleyici ölçüt haline geliyor.
Nükleer iş birliği CANDU teknolojisi ve TÜNAŞ AtkinsRealis mutabakatıyla genişliyor
Kanada temaslarının bir diğer başlığı nükleer enerji oldu. Bayraktar, hafta başında başlayan ziyaret sırasında Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. (TÜNAŞ) ile Kanada merkezli AtkinsRealis arasında Türkiye’de nükleer santral geliştirilmesine yönelik bir mutabakat zaptı imzalandığını duyurdu. Mutabakat kapsamında, Kanada’nın CANDU reaktör teknolojisinin Türkiye’de uygulanabilirliğinin detaylı şekilde değerlendirileceği açıklandı.
Türkiye’nin nükleer programında halihazırda Mersin’de Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi, Rosatom tarafından inşa ediliyor. Bunun yanında Ankara’nın iki konvansiyonel nükleer santral daha kurma hedefi bulunuyor ve Bayraktar, bunlardan biri için Kanada ile görüşmeler yürütüldüğünü belirtmişti. Bu çerçevede Kanada tarafıyla temaslar, yalnızca teknoloji seçimi değil; finansman modeli, tedarik zinciri ve uzun dönemli işletme kabiliyeti gibi alanları da kapsayan daha geniş bir dosyaya işaret ediyor.
Nükleer başlığı, Kanada’nın temiz enerji vizyonu içinde “baz yük” tartışmalarını yeniden canlandırırken, Türkiye açısından enerji ithalat faturasını ve arz güvenliğini etkileyen stratejik bir araç olarak görülüyor. Elektrifikasyonun hızlandığı bir dönemde, güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi gibi kaynakların yanında kesintisiz üretim sağlayan seçeneklerin nasıl dengeleneceği sorusu, iki ülkenin enerji diplomasisini de şekillendiriyor.





