Hükümet vergi sisteminde kısmi reform hazırlığını duyurdu
Hükümet, Vergi Sisteminde Kısmi Reform Hazırlık sürecine girildiğini kamuoyuna yaptığı Duyuru ile açıkladı. Gündem, hem son dönemde yasalaşan düzenlemelerin uygulama etkileri hem de TBMM’de ilerleyen yeni paket çalışmaları üzerinden şekilleniyor. 2025 yazında Meclis’ten geçen 7555 sayılı Yasa, yatırım teşviklerinden otomotive, KDV’den Ar-Ge istisnalarına uzanan bir dizi Değişiklik getirmişti; şimdi ise Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen 36 maddelik paket, “vergi adaleti” ve “kayıt dışılıkla mücadele” hedefleriyle yeniden Genel Kurul gündemine taşınmaya hazırlanıyor.
Dijital ekonomide faaliyet gösteren şirketler açısından tablo, sadece oranlardan ibaret değil. Teşvik sürelerinin kısalması, prim yüklerinin artması ve harç kalemlerinin genişlemesi; e-ticaret yapan KOBİ’lerden yazılım ekiplerine kadar geniş bir kesimin maliyet hesabını değiştirebilir. Ankara kulislerinde asıl tartışma, bu hamlelerin bir “reform” mu yoksa bütçe açığıyla mücadele için gelir artırıcı bir paket mi olduğu sorusunda düğümleniyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın teklife eklediği Etki Analizi’ne atıf yapan haberlerde, toplam etkinin yaklaşık 350 milyar TL düzeyine ulaştığı; bunun 200 milyar TL’den fazlasının ek gelir, 150 milyar TL’sinin tasarruf kaynaklı olduğu belirtiliyor.

7555 sayılı Kanun sonrası vergi teşviklerinde süre ve oranlar yeniden şekillendi
TBMM gündemine 16 Haziran 2025’te giren ve 20 Temmuz 2025’te Genel Kurul’da kabul edilerek 7555 sayılı Kanun olarak yürürlüğe giren paket, ilk halinde 19 maddeden oluşurken yasama sürecinde 26 maddeye genişledi. Vergiyle ilgili madde sayısı toplamda değişmese de, serbest bölgelerde gelir/kurumlar vergisi istisnasına ilişkin hüküm metinden çıkarıldı; buna karşılık güvenlik kuruluşlarına bazı taşıtların tesliminde KDV istisnası eklendi. Bu çerçeve, “kısmi reform” söyleminin altını dolduran ilk somut adım olarak görülüyor.
Yatırım teşviklerinde en kritik başlıklardan biri, indirimli kurumlar vergisi uygulamasında teşvik süresinin azami 10 hesap dönemiyle sınırlandırılması oldu. Daha önce süre sınırı olmaksızın, yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar sürdürülebilen indirim, artık ilk kullanılabilir dönemden itibaren tavanla karşılaşıyor. Aynı pakette, yıllardır bölgelere göre değişen indirim oranlarının tek bir çerçevede toplanması dikkat çekti: kurumlar vergisi indirim oranı tüm bölgeler için %60 olarak belirlendi ve bu oran için Cumhurbaşkanına yeniden ayarlama yetkisi tanınmadı.
Teknoloji yatırımı yapan bir yazılım şirketi düşünelim: Teşvik belgesine dayanarak büyüyen, gelirini bulut hizmetleri ve ihracatla artıran bu şirket için “diğer kazançlara” indirimli oran uygulamasının dört yılla sınırlandırılması, nakit akışı planlarını daha dar bir takvime sıkıştırıyor. Yatırım dönemi sınırı kaldırılıp yerine sabit dört yıllık süre getirilirken, katkı tutarının kullanımında da “gerçekleştirilen yatırım harcaması” yerine “hak edilen yatırıma katkı tutarı” ölçütü devreye girdi. Sonuç, ilk yıllarda kullanılabilecek avantajın daha kontrollü hale gelmesi; yani teşviklerin daha öngörülebilir ama daha sınırlı bir çerçeveye alınması.
ÖTV ve KDV değişiklikleri otomotivden güvenliğe uzanırken harç tabanı genişliyor
7555 sayılı Kanun, ÖTV ve KDV tarafında da sektörel etkileri olan düzenlemeler getirdi. ÖTV Kanunu’nda, milli savunma ve iç güvenlik ihtiyaçları için bazı taşıt alımlarına istisna tanımlandı; yerli katkı oranı en az %40 olan araçlar belirli koşullarla istisna kapsamına alındı. Ayrıca Cumhurbaşkanına, (II) sayılı listedeki mallar için motor gücü, emisyon, menzil ve batarya kapasitesi gibi kriterlere göre farklı oran ve matrah grupları belirleme yetkisi eklendi. Bu yetkinin pratik sonucu, otomotivde vergi tasarımının teknik parametrelere daha sık bağlanması olabilir.
Piyasada en çok konuşulan başlıklardan biri ise 87.04 tarife pozisyonundaki bazı araçlarda oran artışı oldu: açık kasalı kamyonetlerden çift kabinli arazi taşıtı sınıfında olanların vergi oranı %4’ten %50’ye çıkarıldı. Saha örneği olarak, büyükşehirlerde hem ticari hem kişisel kullanım için tercih edilen bu segmentte maliyetin bir anda yükselmesi, ikinci el fiyatlarına ve filo yenileme kararlarına doğrudan yansıyabilecek bir eşik oluşturuyor. Kayıt dışılıkla mücadele hedefi öne çıksa da, işlem maliyetlerinin artmasının talebi nasıl etkileyeceği yakından izleniyor.
KDV cephesinde ise üç değişiklik öne çıktı. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yönettiği mazbut vakıflara ait taşınmazların satışında KDV istisnası getirildi. Öte yandan, (I) sayılı listedeki malların ithalinde hesaplanan KDV matrahına ÖTV teminatının dahil edilmesi düzenlemesi, ithalat süreçlerinde yeni bir hesap kalemi doğurdu. Güvenlik kuruluşlarının milli savunma ve iç güvenlik amacıyla alacağı hafif ticari araçlar, kamyon, kamyonet ve motosiklet teslimleri de KDV istisnası kapsamına alındı.
Bu tablo, küresel ölçekte regülasyonların sıkılaştığı bir döneme denk geliyor. Avrupa Birliği’nde dijital finans ve platform ekonomisi alanındaki çerçeveler tartışılırken, düzenleyici kapasitenin artırılması gündemde kalıyor; örneğin Avrupa Komisyonu MiCA çerçevesi üzerine yapılan değerlendirmeler, vergi ve uyum başlıklarının teknoloji sektörünü nasıl şekillendirdiğini gösteriyor. Benzer biçimde 2026’da kripto regülasyonu tartışmaları, kamu gelirleri ve denetim kapasitesi ekseninde ülkelerin politikalarını karşılaştırmalı okumayı kolaylaştırıyor.
Yeni paket beklentisi 2026 gelir hedefleriyle kesişiyor kira istisnası ve primler tartışmanın merkezinde
Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen 36 maddelik paket için siyasi iktidarın gerekçesi, “vergi adaletini güçlendirme ve kayıt dışılıkla mücadele” olarak özetleniyor. Ancak Etki Analizi’ne atıfla aktarılan toplam etki hesabı, tartışmayı bütçe disiplinine çekiyor. DW Türkçe’de Pelin Ünker’in haberinde yer alan hesaplamalara göre, işveren prim oranının bir puan artırılması 2026’da 111 milyar TL, prime esas kazanç üst sınırının asgari ücretin dokuz katına çıkarılması 63,7 milyar TL, kira istisnasının daraltılması 22 milyar TL, noter harçlarının devreye girmesi 13,1 milyar TL ek gelir yaratabilecek kalemler arasında sayılıyor. Buna karşılık genç girişimci teşvikinin kaldırılması ve işveren prim desteğinin düşürülmesiyle yaklaşık 110 milyar TL tasarruf hedefi dile getiriliyor.
Konut kira gelirlerinde öne çıkan düzenleme, istisnanın yalnızca emekli, dul, yetim ve malul aylığı alanlara uygulanacak olması. Diğer mülk sahipleri için yıllık kira gelirinin tamamının beyanı gündeme gelirken, uzun vadeli konut kredisiyle ev alıp kiraya verenlerin faiz gideri düşebilme imkanının kaldırılması da vergi mimarisini değiştiriyor. Ekonomist Emre Şirin, bu tür adımların “reform” olarak sunulsa da teknik olarak gelir artırıcı düzenlemeler niteliği taşıdığı değerlendirmesini paylaşıyor; kamu finansman ihtiyacının sürdüğü koşullarda yeni vergi, harç ve ceza kalemlerinin gündemde kalacağını vurguluyor.
Gayrimenkulde eksik beyanla mücadele için tapuda satış bedeli ile piyasa değeri arasında fark tespit edilirse, vergi ziyaı cezasının %25 yerine bir kat uygulanması öngörülüyor. İkinci el araç satışlarında noter harç muafiyetinin kaldırılması ve satış bedeli üzerinden binde 2 (en az 1.000 TL) harç alınması da işlem maliyetini artıran düzenlemeler arasında. Sağlık, taşınmaz ve kıymetli maden gibi alanlarda yıllık ruhsat ve faaliyet harçları gündeme gelirken, çok sayıda iş kolunun her yıl 10 bin TL ile 7,5 milyon TL arasında değişen tutarlarda ödeme yapacağı çerçeve tartışılıyor.
Sosyal güvenlik başlığında, işveren prim oranının %11’den %12’ye çıkması, kısmi süreli çalışanlar ve ev hizmetlerinde çalışanlar dahil bazı gruplarda prim oranlarının %20’den %21’e yükselmesi, imalat dışı sektörlerde Hazine prim desteğinin 4 puandan 2 puana düşmesi gibi adımlar SGK gelirini artırmayı hedefliyor. Dijital ekonomi şirketleri için bu değişiklikler, özellikle bordro maliyetleri ve yeni istihdam kararlarında belirleyici olabilir. Ekonomi yönetiminin “kayıt dışılık” vurgusu sürerken, piyasanın yanıtı maliyet artışının fiyatlara ve hizmet bedellerine ne ölçüde yansıyacağı sorusunda toplanıyor; bu da kısmi reformun asıl testinin uygulama döneminde verileceğine işaret ediyor.





