Türkiye, yabancı yatırımları hızlandırmak ve uluslararası sermayeyi daha kalıcı hale getirmek için yeni bir strateji setini kamuoyuna sundu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan basın toplantısında, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez” programının, klasik bir paket yerine ülkenin küresel ekonomi içinde “konumlanma” hamlesi olarak tasarlandığını söyledi. Sunumda, İstanbul Finans Merkezi etrafında şekillenen vergi istisnaları, ihracat ve hizmet gelirlerine yönelik düzenlemeler, yatırım süreçlerinin tek durak yapıya taşınması ve “dijital şirket rejimi” gibi başlıklar öne çıktı. Hedef; Türkiye’nin piyasa ölçeği, bağlantısallığı ve üretim kapasitesi üzerinden dış yatırım çekmek, aynı zamanda yetenek ve girişimci akışını artırarak büyüme zeminini güçlendirmek.
Şimşek’in paylaştığı verilere göre Türkiye, son 22 yılda yaklaşık 300 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım çekti ve ülkede aktif yatırım yapan yaklaşık 87 bin uluslararası şirket bulunuyor. Yeni çerçeve, bu tabanın üzerine daha seçici ve yüksek katma değerli girişler eklemeyi amaçlıyor. Öte yandan stratejinin dijital ekonomiyle kesişen boyutu dikkat çekiyor: yazılım, oyun ve diğer hizmet ihracatı alanlarında vergi istisnalarının genişletilmesi, Türkiye’nin dijital gelirlerini daha görünür bir kaldıraç haline getirme iddiası taşıyor. Benzer şekilde turizmde dijital rezervasyon kanallarındaki hareketlilik de yatırım gündemine eşlik ediyor; sektöre dair güncel eğilimlere ilişkin bir örnek olarak Türkiye’de turizm rezervasyon artışı haber akışında takip ediliyor.
Mehmet Şimşek yeni yatırım stratejisinde vergi ve teşvik paketini öne çıkardı
Programın ilk ayağında, transit ticarete yönelik kurumlar vergisi istisnası genişletiliyor. Şimşek’in açıklamasına göre İstanbul Finans Merkezi içinde yerleşik şirketler için transit ticaret kazançlarında yüzde 100 vergi istisnası öngörülürken, merkez dışında yüzde 95 istisna uygulanacak. Bakan, bu yaklaşımın Singapur, Hong Kong ve Hollanda gibi merkezlerdeki çerçevelerle uyumu hedeflediğini vurguladı.
İkinci hat ihracatçılara dönük. Standart kurumlar vergisi oranının yüzde 25 olduğu Türkiye’de, ihracatçılar için oranın yüzde 14 seviyesine indirileceği; “üretici ihracatçı” kategorisinde ise yüzde 9 ile tek haneli düzeye çekileceği belirtildi. Bu adım, imalat sanayine dönük yatırım iştahını artırmayı ve rekabetçiliği güçlendirmeyi hedefleyen politikaların merkezinde konumlanıyor.

Hizmet ihracatında vergi istisnası dijital sektörleri hedefliyor
Sunumda, yazılım ve video oyunları gibi alanları da kapsayan hizmet ihracatına yönelik vergi istisnasının yüzde 100’e çıkarılacağı ifade edildi. Şimşek, hizmet ihracatında Türkiye’nin 60 milyar doların üzerinde fazla verdiğini, hedefin bu alanı daha da büyütmek olduğunu söyledi. Dijital sektör açısından bu yaklaşım, gelirlerin Türkiye’de vergisel çerçeveyle daha güçlü tutulması ve şirketlerin bölgesel merkez kararlarını etkileme potansiyeli taşıyor.
Dijital ekonomi tarafında mesaj net: katma değeri yüksek hizmetlerde küresel pay büyütmek. Oyun stüdyoları, yazılım firmaları veya tasarım ajansları için vergi rejimi kadar, operasyonel hız ve izin süreçleri de belirleyici olacağından, bir sonraki adım bürokratik düzenlemelere bağlanmış görünüyor.
Türkiye yatırım süreçlerini tek durak ofise taşıyarak bürokrasiyi azaltmayı hedefliyor
Stratejinin en somut idari başlıklarından biri, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisinin yatırımcı için “tek durak” yapıya dönüştürülmesi. Şimşek, şirket kuruluşu, çalışma ve ikamet izinleri, vergi ve sosyal güvenlik işlemleri, arazi tahsisi, yatırım teşvikleri ve çevresel onaylar gibi süreçlerin daha hızlı yönetileceğini, yatırımcıya “VIP hizmet” modeliyle destek verileceğini anlattı.
Bu yaklaşım, yalnızca prosedür hızlandırma değil; Türkiye’nin yatırım rekabetinde “zaman maliyeti”ni azaltma iddiası taşıyor. Dijital kanalların da vurgulanması, başvuruların daha fazla çevrim içi yürütülmesiyle özellikle teknoloji şirketlerinin beklentilerine yaklaşmayı amaçlıyor. Yatırım ortamının kurumsal çerçevesi ve resmi bilgilendirmeler, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi üzerinden izlenebiliyor.
Dijital şirket rejimi ve opsiyon planları girişim ekosistemine sinyal veriyor
Sunumda “dijital şirket rejimi” ifadesiyle, şirket kuruluşu ve işlemlerin çevrim içi yürütülmesine dönük bir çerçeve tarif edildi. Bununla birlikte çalışanlara hisse opsiyonu planlarının geliştirilmesi ve girişim sermayesi dostu araçların gündeme alınması, Türkiye’de start-up ekosisteminin finansman ve yetenek tarafındaki kronik başlıklarına doğrudan temas ediyor.
Şimşek ayrıca “Terminal İstanbul” kapsamında eski havalimanı terminal binalarının start-up merkezine dönüştürüleceğini söyledi. Bu hamlenin, kamu-özel girişim ekosistemi için fiziksel bir odak yaratması bekleniyor; ancak etkisi, hızlandırma programları ve sermaye erişimiyle nasıl destekleneceğine bağlı olacak.
Yabancı yatırımlar için 20 yıllık çerçeve ve İstanbul Finans Merkezi odaklı konumlanma
Yeni stratejinin dikkat çeken başlıklarından biri, belirli koşullarda 20 yıla uzanan vergi avantajları. Şimşek’in anlattığı modele göre, bölgesel merkezini İstanbul Finans Merkezi’ne taşıyan yapılar için 20 yıl kurumlar vergisi istisnası gündemde. Merkezin İstanbul Finans Merkezi dışında Türkiye’ye taşınması halinde ise yüzde 95 kurumlar vergisi istisnası öngörülüyor. Gelir vergisi tarafında da asgari ücretin dört katına kadar istisna uygulanacağı, bu tutarın mevcut düzeyle yaklaşık 2.900 dolar civarında olduğu belirtildi.
Bir diğer düzenleme, “yerleşik olmayan” statüsüyle Türkiye’ye taşınan kişilerin, şartları sağlamaları halinde 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelirleri üzerinden sıfır vergi ödemesi. Şimşek, bu tasarımın yalnızca küresel mobil bireyleri değil, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarını da hedeflediğini söyledi. Aynı çerçevede, Türkiye’de yüzde 10 olan veraset vergisinin yüzde 1’e indirileceği açıklandı.
Varlıkların ülkeye dönüşü ve yatırımcı tabanının genişletilmesi
Programın bir diğer ayağı, yurt dışında tutulan nakit, altın ve menkul kıymetler gibi varlıkların Türkiye’ye getirilmesini teşvik etmek. Şimşek, bu adımın finansal piyasaları derinleştirmeyi amaçladığını ve daha önce benzer uygulamaların kullanıldığını ifade etti. Bu çerçevede, İstanbul Finans Merkezi teşviklerinin 2047’ye kadar uzatılacağı da sunumda yer aldı.
Türkiye’nin yabancı yatırım anlatısını güçlendiren unsur ise yalnızca vergi mimarisi değil; ülkede uzun yıllardır üretim yapan uluslararası şirketlerin somut varlığı. Örneğin Bosch Türkiye, 2000-2023 döneminde farklı sektörlerde yaklaşık 4,2 milyar avro yatırım yaptığını açıklamıştı. Microsoft ise Türkiye’yi Güneydoğu Avrupa’da stratejik bir pazar olarak konumlandırdığını ve Ar-Ge ile bölgesel hizmet merkezi operasyonlarını sürdürdüğünü belirtiyor. Bu örnekler, yeni stratejinin sahada hangi tür yatırımcı profillerini büyütmek istediğine dair bir çerçeve çiziyor: teknoloji, üretim ve bölgesel yönetim fonksiyonları.





