Dünya Bankası gelişmekte olan ülkelerde borç artışı konusunda uyardı

dünya bankası, gelişmekte olan ülkelerde borç artışının ekonomik riskleri artırdığı konusunda uyarıda bulundu. bu durum, sürdürülebilir kalkınma için önemli bir meydan okumadır.

Dünya Bankası, gelişmekte olan ülkeler için artan dış borç yükünün ve pahalılaşan finansmanın, kamu bütçeleri üzerinde kalıcı bir baskı yarattığı uyarısında bulundu. Bankanın 3 Aralık 2025 tarihli “2025 Uluslararası Borç Raporu”, 2022–2024 döneminde borç servis ödemeleri ile sağlanan yeni finansman arasındaki farkın toplam 741 milyar dolar ile son 50 yılın en yüksek seviyesine çıktığını ortaya koyuyor. Rapora göre yalnızca 2024’te borç servisi yükü 415,4 milyar dolar düzeyine ulaştı. Küresel ölçekte finansal koşullarda kısmi bir normalleşme görülse de, rapor “yüksek borç maliyeti”nin sürmesi nedeniyle bu ekonomilerde finansal risklerin canlı kaldığına işaret ediyor. Borç maliyetlerinin 2020 öncesine kıyasla yaklaşık iki katına çıktığı bir dönemde, hangi ülkeler nefes alabilecek ve hangileri yeniden yapılandırmaya gidecek sorusu, küresel ekonomi tartışmalarının merkezine yerleşmiş durumda.

Dünya Bankası raporu borç artışı ve 50 yılın rekor finansman açığını işaret ediyor

Rapora göre düşük ve orta gelirli ülkelerin toplam dış borcu 2024 itibarıyla 8,9 trilyon dolar ile tarihi zirveye çıktı. Aynı dönemde, Dünya Bankası’nın Uluslararası Kalkınma Birliği (IDA) kaynaklarına erişebilen 78 düşük gelirli ülke toplamda 1,2 trilyon dolarlık rekor borç stokuna ulaştı.

En çarpıcı gösterge ise “alınan yeni kaynak ile ödenen borç” arasındaki makas oldu. Banka, 2022–2024 aralığında gelişmekte olan ekonomilerin anapara ve faiz ödemelerinde, aldıkları yeni finansmandan toplam 741 milyar dolar daha fazla ödeme yaptığını kaydediyor. Bu, borç çevirme kabiliyetinin pahalılaştığı ve likiditeye erişimin zorlaştığı bir iklime işaret eden güçlü bir ekonomik uyarı niteliği taşıyor.

dünya bankası, gelişmekte olan ülkelerde borç artışının ekonomik riskleri artırdığı konusunda uyarıda bulundu ve sürdürülebilir finansman çözümlerinin önemine dikkat çekti.

Yükselen faizler borç yönetimini zorluyor, sürdürülebilir kalkınma alanı daralıyor

Dünya Bankası, 2024’te gelişmekte olan ülkelerin yeni sözleşme yaptıkları kamu borçlarında ortalama faiz oranlarının resmi alacaklılar için 24 yılın, özel alacaklılar için ise 17 yılın en yüksek seviyesine çıktığını bildiriyor. Bu tablo, bütçe içinde faiz ödemelerinin payını büyütürken altyapı, sağlık ve eğitim gibi alanlara ayrılabilecek kaynakları sınırlıyor.

Rapor, “tahvil piyasalarının yeniden açılması”na rağmen, özel finansmana daha fazla yaslanan ekonomilerin yüksek maliyet nedeniyle kırılganlaştığını vurguluyor. Sonuçta mali politika daha dar bir alana sıkışıyor: Kamu otoriteleri bir yandan yeniden finansman ihtiyacını karşılamaya çalışırken, diğer yandan büyümeyi ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini korumak zorunda.

Küresel görünümde büyümenin yavaşlaması ve finansman koşullarının belirsiz seyri de risk algısını etkiliyor. Bu çerçevede, uluslararası kurumların değerlendirmeleri yakından izleniyor; örneğin IMF’nin küresel büyüme yavaşlamasına ilişkin değerlendirmesi, borç dinamiklerinin neden daha hassas bir dengeye oturduğunu anlamak açısından referans noktaları arasında yer alıyor.

Bu baskının sahaya yansıması, özellikle borç servisi ile yatırım ihtiyacı arasındaki gerilimde görülüyor. Raporda, sürekli refinansman gereksiniminin özel sektör yatırımlarını da baskıladığı, dolayısıyla borcun yalnızca kamu bilançolarını değil reel ekonomiyi de etkilediği belirtiliyor.

Yeniden yapılandırmalar hızlandı, ikili alacaklılar geri çekilirken yerel borçlanma öne çıkıyor

Rapor, borç yeniden yapılandırmalarının son yıllarda daha görünür hale geldiğini kaydediyor. 2024’te Gana, Zambiya ve Sri Lanka gibi ülkelerde yeniden yapılandırma süreçleri yürütülürken; Haiti ve Somali gibi düşük gelirli ülkelerde erteleme düzenekleri devreye girdi. Aynı yıl gelişmekte olan ekonomiler toplam 90 milyar dolarlık dış borcu yeniden yapılandırdı; bu tutar rapora göre 2010’dan bu yana görülen en yüksek seviye.

Alacaklı kompozisyonu da değişiyor. Dünya Bankası, ikili resmi alacaklıların bazı ülkelerin uzun vadeli dış borcunu yüzde 70’e varan oranlarda azaltan süreçlere katıldıktan sonra daha temkinli bir çizgiye çekildiğini aktarıyor. Geçen yıl ikili alacaklılar, gelişmekte olan ülkelere verdikleri yeni finansmandan 8,8 milyar dolar daha fazla anapara ve faiz tahsil etti.

Buna karşılık Banka’nın IDA’ya uygun ülkelere net desteği dikkat çekiyor: Dünya Bankası, bu ülkelere anapara ve faiz geri ödemelerinde aldığı tutardan 18,3 milyar dolar daha fazla yeni finansman sağladığını ve 7,5 milyar dolarlık rekor hibe verdiğini bildiriyor. Tahvil yatırımcıları cephesinde ise tablo tersine dönüyor; yatırımcıların anapara ve faizden elde ettiklerinden 80 milyar dolar daha fazla yeni finansman sağladığı belirtiliyor.

Ucuz dış kaynak kanallarının daralması, ülkeleri iç piyasaya yöneltiyor. Yurt içi borç verisi bulunan 86 ülkenin yarısından fazlasında, kamu iç borcunun dış borçtan daha hızlı arttığı tespiti, borç yönetimi tartışmasını sadece döviz cinsi yükümlülüklerle sınırlı olmaktan çıkarıyor. Önümüzdeki dönemde tartışmanın merkezinde, yeniden finansman baskısı ile büyüme ihtiyacını aynı anda yönetebilecek çerçevelerin nasıl kurulacağı olacak.