CertiK 2026 yılında tespit edilen güvenlik açıklarına ilişkin bir rapor yayımladı

certik, 2026 yılında tespit edilen güvenlik açıklarına dair kapsamlı bir rapor yayımladı. siber güvenlikteki son gelişmeleri ve riskleri inceleyin.

CertiK, yılın ilk aylarında kripto ekosisteminde öne çıkan güvenlik eğilimlerini bir araya getiren yeni bir raporla, saldırıların yön değiştirdiğine işaret etti. Mart ayında kaydedilen olay sayısının Kasım 2024’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkması, yalnızca kayıpların büyüklüğünü değil, saldırı yöntemlerinin hızla evrildiğini de gösteriyor. Şirketin değerlendirmesine göre açıklar üzerinden yapılan istismarların yeniden ivmelenmesi; akıllı sözleşme geliştirme süreçlerinde artan karmaşıklık, otomasyon ve yapay zekâ kullanımının getirdiği yeni risk yüzeyleriyle birlikte okunuyor. Bu tablo, borsalardan DeFi protokollerine kadar geniş bir alanda siber güvenlik gündemini belirlerken, yatırımcılar ve proje ekipleri için “hangi tehdide karşı hangi önlem” sorusunu da yeniden öne çıkarıyor.

CertiK’in verileri, saldırı ekonomisinin sadece tekil hack vakalarından ibaret olmadığını; yazılım tedarik zincirinden kimlik avına, zincirler arası köprülerden gerçekçi sahte içeriklere kadar uzanan çok katmanlı bir tehdit alanına dönüştüğünü ortaya koyuyor. Mart 2026’da raporlanan olaylar ve yıl içinde öne çıkan büyük ihlaller, blokzincir tabanlı projelerde güvenin artık yalnızca “kodun doğru yazılmasıyla” değil, sürekli izleme, hızlı müdahale ve düzenli denetim pratikleriyle ayakta kaldığını hatırlatıyor.

CertiK’in raporu Mart 2026’da olay sayısındaki artışı ve 39,8 milyon dolarlık kaybı öne çıkarıyor

ChainCatcher’ın aktardığına göre CertiK, Mart 2026’da toplam 46 güvenlik olayı tespit etti. Şirket, bu olayların yol açtığı toplam kaybın 39,8 milyon doların üzerinde olduğunu; hesabın phishing (kimlik avı) vakalarını hariç tuttuğunu belirtti. Aynı veri seti, Kasım 2024’ten bu yana aylık bazda görülen en yüksek olay sayısına işaret ediyor.

Bu artışın arka planında, şirketin “kod kaynaklı” zafiyetlerdeki yeniden yükselişe dikkat çekmesi var. CertiK, 2025’in üçüncü çeyreğinde daha düşük seviyelerde izlenen istismar faaliyetlerinin, 2025’in dördüncü çeyreği ve 2026’nın ilk çeyreğinde belirgin biçimde hızlandığını kayda geçirdi. Mesaj net: saldırganlar, özellikle yazılım hataları ve yapılandırma sorunlarından doğan açıkları daha sistematik şekilde sömürmeye başladı.

Bu eğilim, sektörde geliştirme döngülerinin kısalmasıyla daha da kritik hale geliyor. Bir DeFi ekibinde sürüm yetiştirme baskısı arttıkça, kapsamlı denetim ve test süreçlerinden feragat edilmesi risk yaratabiliyor; saldırganlar da tam olarak bu “zaman baskısı” anlarını kolluyor. Mart verileri, sadece kayıp büyüklüğünü değil, operasyonel disiplinin de artık bir önlem olarak görülmesi gerektiğini gösteriyor.

certik, 2026 yılında tespit edilen güvenlik açıklarını ve alınan önlemleri detaylandıran kapsamlı bir rapor yayımladı.

Deepfake, phishing ve tedarik zinciri saldırıları kripto siber güvenlik gündemini genişletiyor

Phemex tarafından aktarılan değerlendirmede, CertiK’te Kıdemli Blok Zinciri Araştırmacısı Natalie Newson, kripto sektörünün karşı karşıya olduğu başlıca riskler arasında phishing, gerçek zamanlı deepfake’ler, tedarik zinciri ihlalleri ve zincirler arası güvenlik zayıflıklarını saydı. Newson’a göre bu başlıklar, yıl içinde şimdiden 600 milyon doların üzerinde zararla ilişkilendirildi.

Aynı değerlendirmede iki büyük vakanın altı çizildi: 293 milyon dolarlık Kelp DAO ihlali ve 280 milyon dolarlık Drift Protocol hırsızlığı. Bu iki olayın da Kuzey Kore bağlantılı hacker’lara atfedildiği aktarıldı. Sektörde bu tür atıflar, yalnızca teknik incelemelerle değil, zincir üstü izler ve operasyonel kalıplarla da desteklenerek yapılıyor; yine de sonuç değişmiyor: tehdit aktörleri daha organize ve daha sabırlı.

Newson ayrıca, gelişen yapay zekânın saldırganlara “gerçeğe çok yakın” sahte içerikler üretme ve daha otonom saldırı ajanları kullanma imkânı verdiğini vurguladı. Bu durum, siber güvenlik ekiplerinin klasik uyarı mekanizmalarının ötesine geçmesini gerektiriyor. Kimlik doğrulama akışlarının, iletişim kanallarının ve tedarikçi erişimlerinin yeniden gözden geçirilmesi artık yalnızca teknik değil, kurumsal bir yönetim meselesi.

Konunun kullanıcı tarafındaki karşılığı ise daha somut: Bir bağlantının doğru olup olmadığını kontrol etmek gibi basit görünen davranışlar bile, deepfake ve sosyal mühendisliğin güçlendiği bir ortamda kritik bir önlem haline geliyor. Böylece risk, “tek bir hatalı tıklama” ile protokol düzeyindeki kayıpların aynı hikâyede buluştuğu bir çizgiye taşınıyor.

Blokzincir denetimi ve sürekli izleme, kod açıklarının yeniden yükselişine karşı öne çıkıyor

CertiK’in Mart ayı verileri ile Newson’ın tehdit haritası yan yana konduğunda, sektörün iki cephede mücadele ettiği görülüyor: bir yanda “koda gömülü” açıklar, diğer yanda insanı hedef alan kimlik avı ve sahte içerik operasyonları. Bu yüzden, sadece akıllı sözleşme incelemeleri değil; canlı sistem izleme, olay müdahalesi ve güvenlik politikalarının uygulanması da aynı derecede önemli hale geliyor.

Bu çerçevede blokzincir projeleri için denetim, tek seferlik bir kontrol olmaktan çıkıp döngüsel bir güvence mekanizmasına dönüşüyor. Kodun güncellenmesi, yeni entegrasyonların eklenmesi veya zincirler arası köprülerin devreye girmesi; her defasında yeni saldırı yüzeyleri doğurabiliyor. Sonuçta güven, “yayınla ve unut” anlayışıyla korunamıyor.

CertiK’in kamuya yansıyan değerlendirmelerinde kullanıcıların URL doğrulaması yapması ve varlıklarını korumak için soğuk cüzdanlara yönelmesi gibi öneriler de yer aldı. Bu tavsiyeler, olayların büyük bölümünün çok katmanlı ilerlediği bir ortamda, bireysel davranışların da güvenlik zincirinin halkası olduğunu hatırlatıyor. Kurumsal tarafta ise hızlı yamalama süreçleri ve erişim kontrolleri, kayıpların büyümesini engelleyen en pratik bariyerlerden biri olarak öne çıkıyor.

Mart ayındaki olay yoğunluğu, sektörde “saldırıların olağanlaşması” riskini de beraberinde getiriyor. Ancak veriler, doğru okunduğunda tersine bir etki yaratabilir: daha disiplinli geliştirme, daha sıkı operasyonel kontroller ve daha düzenli izleme. Çünkü tehdit büyüdükçe, güven inşası da daha ölçülebilir ve sistematik hale gelmek zorunda.